Bismillahirrahmanirrahim...
Yasin-36 "Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir!"
Zariyat-49 "Düşünüp öğüt alasınız diye, her şeyi çift yarattık."
Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.
Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde biyoloji gelişmiş bir bilim değildi. Bitkilerin üremesi, bu üremedeki dişi ve erkek unsurların rolü bilinmiyordu. Biyoloji ve botanik ilminin gelişmesiyle tohumlu ve çiçekli bitkilerde erkek ve dişi üreme hücrelerinin varlığı anlaşıldı. Botanikçiler bitkilerde cinsiyet ayrımı olduğunu ancak 100 sene evvel keşfedebilmişlerdir.
Ayette geçen bilmediğimiz eşlerle ilgili günümüzde bilimin yaptığı keşiflere örnek verecek olursak;
Elektron mikroskobunun geliştirilmesiyle birlikte, biyologlar hücre içi yapıları inceleme fırsatı buldular. Bu araştırmalar sonunda canlılar aleminde iki temel hücre tipi olduğu ortaya çıktı: prokaryotik ve ökaryotik hücre.
Bakteriler, beslenme şekillerine göre yaşamları için gerekli olan besinleri kendileri sentezleyen (Ototrof bakteriler) ve Besinlerini hazır olarak dışarıdan alan (Heterotrof bakteriler) olarak iki grupda, ayrıca boyandıklarında pembe (gram-negatif) ya da mor (gram-pozitif) renkte gözlendikleri için gram-negatif veya gram-pozitif olarak adlandırılarak yine iki grupta sınıflandırılabilmektedir. Ayrıca yine son yıllarda özellikle hücre biyolojisi, mikrobiyoloji ve genetik alanındaki hızlı gelişmeler, Bacteria ve Archaea adı veilen birbirinden çok farklı iki grup bakteri olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. Çok yakın bir tarihe kadar bakteriler aleminde böyle bir ayırım söz konusu değildi.
Virüslerde nükleik asit olarak DNA veya RNA’ dan biri bulunur. Bu şekliyle DNA ve RNA virüsleri olarak adlandırılarak iki grupta sınıflandırılmaktadırlar
Atom üzerindeki çalışmalar ilerledikçe var olan parçacıkların sırf protonlardan, nötronlardan ve elektronlardan oluşmadığı, atomun sandığımızdan da kompleks, daha hassas ve daha mükemmel bir yapısı olduğu anlaşılmıştır. Atomun en küçük parçaları için bile eşler halinde yaratılış hüküm sürmektedir. Protona karşı, eşi antiproton; elektrona karşı, eşi pozitron; nötrona karşı, eşi antinötron vardır.
Maddenin eşler halinde yaratılışı fiziğin en önemli keşiflerinden biridir. İngiliz bilim adamı Paul Dirac bu konudaki çalışmalarından ötürü 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü almıştır. Dirac’ın buluşu “Parite” adıyla bilinir ve maddenin anti-madde denilen bir eşi olduğu bu buluşla ortaya konulur. Anti-madde, maddenin tersi özellikler taşır.
En Doğrusunu Allah(c.c) Bilir.
OKU
Bismillahirrahmanirrahim...
Kıyamet (3-4) "İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor? Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz."
Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.
1856 yılında Genn Ginsen adında bir İngiliz, parmak uçlarındaki çizgilerin her insanda farklı olduğunu keşfetti. 1856 yılına kadar insanlar parmak ucunun önemli özelliğinden haberdar değillerdi.OKU
Bismillahirrahmanirrahim...
Enbiya-30 "O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık..."Felak-1 "De ki: «Felâkın (yaratılıp vücuda getirilmiş olan şeylerin) Rabbine sığınırım.»"Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.
Felak-1 Tefsir: "Felâk"..."halk" vezninde yarmak, birden bire çatlatıp ayırmak veya pörtletmek demek olan felk masdarından meflûk mânâsına sıfat-ı müşebbehe olduğuna göre infilâk ettirilmiş, çatlatılıp yarılarak belirtilmiş demek olacağından ilk bakışta yarık, yahut çatlak diye tercemesi hatıra gelir....felâk sade çatlağın, çatlayışın kendisinden ibaret değil, daha çok ondan belirip inkişaf ederek meydana gelen neticenin vasfı demek olur. Mesela bir çekirdeği çatlatmak bir felk, çatlaması bir infilâk, bir infitâr, o çatlayış bir fıtrat, onda iki taraflı meydana gelen durum bir çatlak, bir felk, bir şaktır. Onun bir tarafı bir filk, bir şıktır. O çatlağın iki şıkkı arasından netice olarak pörtleyip beliren, inkişâf eden ve genişleyen tomurcuk, yaprak veya su veya ışık, parıltı, açıklık veya herhangi bir mahlûk, (fetha ile) felâk demektir...Alûsî der ki: " ...tercihe değer birinci daha genel mânâsıdır ki, îcad nuruyla yarılmış olan bütün mümkün varlıklara ve özellikle dağlardan gözeler, bulutlardan yağmurlar, yerden bitkiler, rahimlerden çocuklar gibi bir asıldan doğup çıkan bütün yaratıkları içine alır." Bu şekilde felâk, Samed'in zıddı ve "Rabbi'l-felâk" (felâkın Rabbi), "Rabbi'l-halk" (halkın Rabbi), yahut "Rabbi'l-fıtrat" (fıtratın Rabbi) demek gibi olur...(Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır)Evet.. O âlemlerin Rabbi'ne sığınmalıdır ki: Sabah vakitlerini meydana getirerek gecelerin karanlığını gideriyor. Yeryüzünü yararak ondan nice ürünleri meydana getiriyor, dağları parçalayarak onlardan nice gözleri, nehirleri, madenleri meydana çıkarıyor. Bulutları darmadağın ederek onlardan yağmurları yağdırıyor, validelerin rahimlerini bir infilâka uğratarak onlardan nice çocukları türetiyor. İşte bu kadar hârikaları, eserleri yaratan, istifâde alanına sunan bir Ezeli Yaratıcı'nın, bir Kerem Sâhibi Mâbud'un koruma ve himâyesine sığınmak, biz kulları için şüphe yok ki: Bir selâmet ve saadet vesîlesidir.(Ömer Nasuhi Bilmen)"Evrenin nasıl meydana geldiği?" konusu bilim adamları tarafından her zaman en çok merak edilen ve üzerinde en çok konuşulan konulardan biri olmuştur. Şu an üzerinde ittifak edilen ve geniş şekilde kabul gören teori Big Bang yani Büyük Patlama teorisidir. Big Bang, evrenin yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktanın patlaması sonucu meydana geldiğini savunan bir teoridir. Big Bang modeline göre, evren genişlemeden önceki bu ilk durumundayken aşırı derecede yoğun ve sıcak bir halde bulunuyordu. Yani âlem tek bir nokta idi. Daha sonra Big-Bang denilen büyük bir patlamayla birbirinden ayrılarak şu andaki şeklini aldı.En Doğrusunu Allah(c.c) Bilir.OKU